
İyi'nin ne olduğu konusunda değer yargıları sağa sola savruluyor.
Efendi-köle, karı-koca, baba/anne-aile ilişkileri yeniden yorumlanıyor.
Yeni köleler ve efendiler dönemindeyiz. Gerek ailede gerekse de şehirde yeniden tanımlanan ekonomik ilişkiler ağı hukuku, ahlakı biçerdöver misali ezip geçiyor. Yeni yurttaşlara yüksek bir yaşam düzeyi sağlanıyor. Kimilerinin özgürlüğü ötekilerinin köleliğine bağlı. Uygar bir halkın (yaratılan yeni efendiler) kendi kültür kalıtımını sürdürebilmesi için, öteki ırkları, toplulukları sömürmesi ve insan haklarından mahrum bırakması gerekir.
Yeni yurttaşların geçimi çalışmaya değil mülkiyet, faiz ve soyguna dayanmaktadır. Kölelerse tutunmak için mülkiyet kazanmanın peşindedirler, aralarından bazıları hizmetçi kategorisine geçerler, bu bir yurttaşlık değildir ama en azından köle olmaktan iyidir, fakat hizmetçilerin sayısı sınırlıdır, çok hizmetçi az iş yapar da ondan. Hizmetçiler çalışır ama öylesine, çok değil. Köleler çok çalışır ama nafile. Hizmetçiler kölelerden çekinir, farkedilir diye, o yüzden sırtını dayar efendiye.
Kölelerin yiyeceğini sağlamaksa popüler bir iştir. Kölelerin dekor olduğu, yeni yurttaşların pislik temizleyen deterjan misali yardım duygularını kullandığı, yardım yaparken köleliğe yataklık yaptıkları o bildiğimiz sömürü düzeni. Yeni yurttaş finansçılar oyun oynayarak, yeni yurttaş tacirler kazıklayarak köleleri yağmalamaktadır, bu onların geçim kaynağıdır.
Kölelelerin düşünme yetileri körelmiştir, çocuklarınkiyse gerilemiştir. Kölelerin yeni erdemi itaat, uslu durmak, efendimiz nimet-efendimize şükret çizgisindedir.
Başıboş eşekler misali harcamalar ve cinsel aktivite denetimsizdir. Doyumsuzluk hattında mutsuzluk kat kat büyümektedir ya da tersi. Hoşnutsuzluk ve suç hep gündemdedir.
İstikrardan anlaşılan büyük farklılıklar yaratan mülkiyet ve servette hakça dağılım değildir. İstikrardaki amaç; yeni efendi yurttaşların işin suyunu çıkarıp, her şeyi yüzlerine gözlerine bulaştırmalarını önlemek, köleler ve hizmetçiler içinse daha fazlasını talep etmeyi önlemektir, bu durum onları ezmez ama zayıf bırakır.
Köleler ekmek, şarap ve gösteriden başka bir şey düşünemez olmuştur, bu durum yeni yurttaşları köle belasından uzak tutar, kölelerin bir kısmıysa pis işlere bulanmıştır. Köleleri yönetmek uyanık bir iktidarın işidir, köleler başıboş kalırsa kendi benliklerini bulur, eşit hak talep etmeye başlar, pek fena davranıldı mı da kınayıcı ve ayaklanıcı olurlar, maharet gerektiren bir dengedir.
Keyfi yönetim ve tiranlığın önünde anayasa ve gelenekler duramamaktadır, anayasa oyuncak, yasalar hilkat garibesidir.
Cüretkar ve hamasi tavırlar hep puan toplar, köleler ayran budalası...
Denetleyenler pek rahat, denetlenenler baskı altında gizlice yasaları çiğnemektedir.
Yeni yurttaşlar sürekli savaş halinde olmuşlardır ama barış nedir bilmezler, savaşı kazanınca doyuma ulaşıp orgazm olurlar ve sonrasında çökerler.
Demokrasi toprağı heyelanla kaymış ve altındaki demagoji zemini ortaya çıkmıştır.
All happy, lucky, fucky; sheeps, bitches, pussies, asshole slaves...