

Mine G. Kırıkkanat
Sidikli düşmanlık
Sorunun cevabını
Mine Kırıkkanat çok manalı bir örnekle anlatmış.
Bana göre Türkiye'de yaşayanların din anlayışında pek farkedilmese de Hindistan kaynaklı etkiler çok büyük. Zaten İslamiyet'te de bu etkiler çokça, nasıl ki İngilizler Latin kültürünü Fransız süzgecinden aldılarsa biz de Hindistan etkilerine çok açık olan İslamiyet'i yine Hint kültüründen epeyce etkilenmiş İran'dan devraldık. Bu bağlamda yazı bence daha da önemli.
Hindistan'da inekler, bizde de koyunlar çarpık dini dogmaların tezahürü. Hindistan'da ineklere kutsiyet atfedenler, bizde de her Kurban Verme ayında ortalığı kan gölüne buluyor. İnekler koca Hinduizm'in neredeyse tek sembolüne dönüşürken, türbansa memleketimizde aynı konumda.
Yazıyı okuyunca Mekke Kola'nın ve Yahudilerin Koşer'ine özenen Helal gıda uygulamasının ne demek olduğunu daha iyi anladım.
Milliyetçilik'in son derece dünyevi bir konu olduğu halde insanlara din sosuna bulandırılıp sunulması, imaj kaygısı ve reklam-pazarlama taktiklerinin Hristiyan misyoner ahlak(ını)sızlığını aratır olması miğde bulandırıcı, kusmak istiyorum.
Hindistan kast sisteminde tıkanırken Türkiye'yse işbilir, kurnaz mürteciler; bin yıllık-yüz yıllık hayallerinin peşinden koşarken kendilerini Türkiye'de bulan Neo-Anadolular; referanslarını Batı'da görenler; sekizyüz yıldır ovalarda ve dağlarda sindirilenler; ezelden beridir hiç bir dini, kimliğine tam olarak yedirtmeyen üç bin yıllık orijinal Anadolulular ve onların Doğudan gelen benzerleri olan önce kuraklık, sonra sıkışıklık, en sonunda da Cengiz Han vb..lerinin mağdurları ve kaçkınlar arasında sıkışıyor. Post-modern heterojenlik mi, Modern homojenlik mi kazanacak göreceğiz ama her iki durumda da kim kazanacak o önemli!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder